ŞİMDİ ÇALIYOR

Title

Artist

YAYINDAKİ PROGRAM

Kesintisiz Müzik

00:00 08:00

YAYINDAKİ PROGRAM

Kesintisiz Müzik

00:00 08:00

Sonraki Program

Kafe Gülay

08:00 10:00


Yaz Alerjileri ve Korunma Yöntemleri!

Ekleyen on Ağustos 11, 2022

Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Demet Can, yaz mevsiminde görülen alerjileri ve korunma yöntemlerini anlattı.

Yaz mevsiminde en çok karşılan güneş alerjisi, böcek alerjisi, deniz, havuz alerjisi ve yaz meyvelerinin neden olduğu alerjilere dikkat çeken Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Demet Can, bu alerjilerden korunma yöntemlerini sıraladı.

Prof. Dr. Can, güneş alerjisinin güneş ışığına maruz kalan cilt bölgelerinde kızarıklık, ödem ve kaşıntılı döküntüler ile kendini gösterdiğinin ve oldukça rahatsız edici olduğunun altını çizerek, güneş alerjisiyle ilgili şu bilgileri verdi:

“Bazı insanlar maalesef kalıtsal olarak güneş alerjisine sahiptir. Bazıları ise cildi başka bir faktör tarafından tetiklendiğinde güneşe hassas hale gelir. Araştırmalar bebeklerde bile görülse de güneş alerjisinin 6-22 yaş arasında daha sık olduğunu göstermektedir. Belirtiler güneşe maruz kaldıktan 6-8 saat sonra ortaya çıkmakta ve hasta güneş ışınlarından uzaklaşınca 24 saat sonra düzelmektedir. Cilt lezyonlarının güneş gören vücut bölgelerinde olması güneş alerjisini akla getirdiği için teşhisi diğer alerjilere göre daha kolaydır.”

Risk Faktörleri

AİD Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Demet Can güneş alerjisi için risk faktörlerini şöyle sıraladı:

Irk: Herkes güneş alerjisine sahip olabilir, ancak açık tenli kişilerde risk daha yüksektir.

Kontak dermatit: Cildimiz önce bir maddeyle karşılaşır ardından güneş ışığına maruz kalırsa güneş alerjisi daha belirgin ortaya çıkar. Bu maddeler genellikle krem, parfüm, losyon gibi cilt bakımı için kullanılan ürünler, kozmetik ürünler ya da pandemi döneminde çokça kullandığımız dezenfektanlar olabilir. Hatta güneş kremlerinde kullanılan bazı kimyasallar bile bu reaksiyona neden olur.

İlaçlar: Hastalık nedeniyle kullanılan antibiyotik ve ağrı kesiciler de dahil olmak üzere birçok ilaç cildin güneşe olan hassasiyetini daha hızlı hale getirebilir.

Ailede güneş alerjisi olması: Ailenizde güneş alerjisi olan biri varsa, güneş alerjiniz olma olasılığınız daha yüksektir.

Güneş Alerjisini Önleme

Prof. Dr. Demet Can güneş alerjisinden korunma yollarını sıraladı:

-Güneşte kalma süresini günler içinde artırmak.

-Aniden çok uzun süre güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınmak gerekir. Birçok insan sadece ilkbahar veya yaz aylarında daha fazla güneş ışığına maruz kaldıklarında güneş alerjisi belirtileri gösterir. Özellikle hafta sonu, deniz ya da havuzda geçirilen saatlerden sonra yakınmalar artar. Açık havada geçirdiğimiz süreyi kademeli olarak artırmak, cildimizdeki hücrelerin güneş ışığına uyum sağlamasını kolaylaştırır.

-Güneş ışınlarının dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında güneşten kaçınmak.

-Güneş gözlüğü takmak ve koruyucu giysiler yani uzun kollu gömlekler giymek ve geniş kenarlı şapkalar takmak cildimizi güneşe maruz kalmaktan korumaya yardımcı olabilir. İnce veya gevşek dokumalı kumaşlar havadar olduğu için tercih edilir ancak ultraviyole ışınları bu kumaşlardan geçebilir.

-SPF’si en az 30 olan geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanmak, eğer yüzüyorsanız veya terliyorsanız daha sık olarak yeniden uygulamak.

Arı ve Böcek Alerjisi

Prof. Dr. Demet Can, yaz tatillerinde daha çok yararlandığımız bahçeler, ormanlık alanlar, plajlar ve hatta mavi yolculukta arı sokması riskinin arttığına dikkat çekerken, “Genel olarak, arılar ve yaban arıları gibi böcekler saldırgan değildir ve sadece kendilerini korumak için sokarlar. Arı sokmaları, geçici ağrıdan alerjik şoka kadar farklı derecelerde reaksiyonlara neden olur.” dedi.

Arı sokmasında kişinin her seferinde aynı reaksiyonu göstermediğini belirten Prof. Dr. Demet Can, “Her seferinde farklı ciddiyette reaksiyon gösterebilir. Hafif reaksiyonda sokma yerinde ani yanma, kızarıklık, hafif şişlik izlenirken; orta reaksiyonda aşırı kızarıklık, giderek artan ödem, kaşıntı ve iyileşme 5 ila 10 gün alabilir. Şiddetli alerjik reaksiyon ise alerjik şoka kadar gidebilen kurdeşen, ödem, nefes almada zorluk, boğaz ve dilin şişmesi, nabızda bozulma, bulantı, kusma, baş dönmesi veya bayılma gibi belirtilere neden olabilir. Arı sokmasına karşı şiddetli alerjik reaksiyon gösteren kişilerin, bir daha sokulduklarında alerjik şok ya da anafilaksi tablosuna girme riski %25 ila %65 arasındadır.” diye konuştu.

Böcek Sokmalarına Karşı Önlemler

Prof. Dr. Demet Can arı ve böcek sokmalarına karşı alınacak önemleri aşağıdaki şekilde aktarıyor:

-Etrafınızda birkaç arı uçuyorsa, sakin olun ve bölgeden yavaşça uzaklaşın. Kovalamaya çalışmak sokmasına neden olabilir.

-Dışarıda yürürken burnu kapalı ayakkabı giyin.

-Arıları çekebilecek parlak renkler veya çiçek desenleri giymeyin.

-Arıları kumaş ile cildiniz arasına sıkıştırabilecek bol giysiler giymeyin.

-Dışarıda tatlı içecekler içerken içlerinde arı olup olmadığına dikkat edin. İçmeden önce kutuları ve pipetleri inceleyin.

-Yiyecek kaplarını ve çöp kutularını sıkıca kapatın. Köpek veya diğer hayvan dışkılarını temizleyin. (Eşekarısı çekebilir).

-Araba kullanırken camlarınızı kapalı tutun.

Deniz ve Havuz Alerjileri Nedir? Korunma Nasıl Sağlanır?

Soğuk alerjisi ya da su alerjisi, denize girme ve yüzme ile vücutta kızarıklık, ödem ve kaşıntı şeklinde kendini gösteriyor. Prof. Dr. Demet Can, “Bu tarz alerji durumlarında soğuk denizden kaçınma ya da alerji tedavisi ile yazın rahat tatil yapmak elbette mümkün olabilir. Havuz ise hem soğuk alerjisi hem su alerjisi hem de içindeki klor nedeniyle solunum yolu alerjisine neden olabilir.” dedi.

Prof. Dr. Can, aslında yüzme ve havuz sporlarının akciğer kapasitesini ve solunum fonksiyonlarını arttırdığı için astım hastasına önerildiğinin altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti: “Yüzme sporu için her mevsimde ve kolayca ulaşılabildiği için yüzme havuzları kullanılmaktadır. Yüzme havuzlarında kullanılan suyu dezenfekte etmek için klor bazlı ürünler kullanılmaktadır. Yüzme havuzunu içindeki su tipleri (musluk suyu, deniz suyu, termal su), içindeki dezenfektanlar (klor, brom, ozon, ultraviole), içinde yüzen insanlara ait kimyasallar (aldıkları ilaçlar ve güneş kremleri, losyonlar, kozmetikler, sabunlar gibi kişisel bakım ürünleri) ve salgılar (idrar, ter, tükürük) ile bir ekosistem olarak düşünürsek bu ekosistemde pek çok etkileşim olması kaçınılmazdır. Bu etkileşimler sonucu ortaya çıkan maddelerden biri de klorlama yan ürünleridir.”

Havuz suyundaki uçucu klorlama yan ürünlerinin konsantrasyonu ne kadar yüksekse, havuz üzerindeki havadaki konsantrasyonlarının da o kadar yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Can, “Bu zararlı yan ürünler hem suyun yutulması hem ciltten emilimi hem de havuz üstündeki havanın solunması ile vücuda girerler. Müzmin öksürük, nezle hali, astım, ciltte kuruluk, kaşıntı ve gözde kızarıklık gibi belirtilere neden olurlar. Özellikle havalandırması iyi olmayan kapalı yüzme havuzlarında bu risk daha fazladır.  Hatta son çalışmalar, klorlanan açık havuzlarda bile bu riskin olduğunu göstermiştir. Yeni yüzme havuzlarının planlanması sırasında su dezenfeksiyonu için klor türevi olmayan seçenekler dikkate alınmalı, mevcut tesisler için ise etkin havalandırma ve iklimlendirme sistemleri eklenerek zararlı klor türevi uçucu bileşiklerin birikmesinin önlenmesine çalışılmalıdır.” dedi.

Yaz Meyvelerinin Neden Oldukları Çapraz Reaksiyonlar!

Yaz alerjileri hakkında detaylı bilgiler veren Prof. Dr. Can, kavun, şeftali, kayısı, kiraz gibi yaz meyvelerinin duyarlı kişilerde ciltte kızarıklık, kaşıntı, ödem gibi belirtilere neden olduğunu aktardı.

Prof. Dr. Can şu noktalara değindi: “Bazen bu meyveler polen alerjileri ile çapraz reaksiyon gösterdikleri için alerjiye neden olurlar. Aslında polen alerjisi olan hastalar; polenlere benzer alerjik proteinlere sahip meyveler ve sebzeler tükettiklerinde ağız çevresinde ödem, dudaklarda karıncalanma, boğazda kaşıntı gibi alerjik yakınmalarla başvururlar. Oral alerji sendromu olarak da bilinen bu durum tipik olarak bu yiyecekleri taze ve pişmemiş tüketilirse tetiklenir. Çim polenine alerjisi olanlar kivi, kavun, portakal, fıstık, domates, patates ve kabak yediklerinde; ağaç poleni alerjisi olanlarda ise badem, elma, kayısı, havuç, kereviz, kiraz, fındık, şeftali, fıstık, armut, erik ve patates ile çapraz reaksiyon görülmektedir.”

“Alerjinin altın tedavisi alerjenden uzaklaşmaktır.” diye belirten Prof. Dr. Can, “Yaz mevsiminden uzak duramayacağımıza göre duyarlılığımız varsa alerjik meyvelerden uzak durulması gerekir.” dedi.


Okuyucu Görüşleri

Yorum Ekleyin

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.



Sohbeti Başlat!
Mesajlarınızı bekliyoruz...
Ostim Radyo Whatsapp Hattı
Merhaba,

Mesajlarınızı bekliyoruz...