ŞİMDİ ÇALIYOR

Title

Artist

YAYINDAKİ PROGRAM

Kesintisiz Müzik

00:00 08:00

YAYINDAKİ PROGRAM

Kesintisiz Müzik

00:00 08:00

Sonraki Program

Kafe Gülay

08:00 10:00


Ramazan Ayında Nasıl Beslenmeliyiz?

Ekleyen on Nisan 9, 2022

Su ve besinlerin kıymetinin en çok bilindiği Ramazan ayında beslenme ile ilgili merak edilenleri İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy anlattı.

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. İrem Aksoy, “Ramazan ayında nasıl beslenmeliyiz?” sorusuna yanıt olabilecek pek çok konuda ve bu dönemde kilo alımına sebep olan yanlış beslenme üzerine görüşlerini paylaştı.

Ramazan ayı, kilo kontrolünü yönetmek ve sağlık açısından çok önemlidir. Su ve besinlerin kıymetinin en çok bilindiği bu dönemde tabii ki akıllara iftar ve sahurda beslenme ile ilgili birçok soru gelmektedir.

“Hataların başında tek öğün beslenmek geliyor…”

Genel olarak en sık yapılan hataların başında tek öğün beslenmenin geldiğini belirten Dyt. İrem Aksoy, şunları söyledi: “Tek öğün beslenmek, öğün yapıldıktan birkaç saat sonrasından başlayarak gün boyu devam eden düşük kan şekeri anlamına gelir. Dolayısıyla uzun süre açlıktan sonra yapılan ilk öğünde daha hızlı, fazla ve basit karbonhidratları içeren besinlerle beslenmek kilo almaya sebep olabilir. Diğer yandan metabolizma hızı uzun süreli açlıklarda yavaşlar ve bu durumda kilo almak mümkün hale gelebilir.

Genel olarak oruç tutulan dönemde enerji düşüklüğü sebebiyle hareketsiz kalmak da kilo alımının diğer nedenleri arasında yer alabilir. Gün içerisinde yapılan fiziksel aktivitenin oruç tutarken azalması vücudun enerji harcamasını olumsuz etkilediğinden her ne kadar besin alımı aynı düzeyde olsa da kilo kazanımı kaçınılmaz olacaktır.

Toplumumuzda geleneksel hale gelmiş bol çeşitli iftar davetleri ve iftardan sonra tüketilen genellikle porsiyonu abartılan şerbetli tatlılar da kilo almaya sebep olan etmenler arasında yer almaktadır.”

Hangi Besinleri Tercih Etmeliyiz?

Öncelikle sağlıklı bir sahur yapılması gerektiğine değinen Dyt. Aksoy, açıklamasına şöyle devam etti: “Sahurda, uzun süre tok kalmanıza fayda sağlayacak yeterli protein ve bol lif içeren bir öğün yapılmalıdır. Örnek vermek gerekirse; kaliteli protein kaynaklarından yumurta, peynir, yoğurt, süt ve kefir gibi gıdalardan biri veya birkaçı mutlaka sahur menünüzde yer almalıdır. Bol lif ve sağlıklı besin ögeleri içeren yulaf ezmesi gibi tahıllar, sebzeler ve meyveler de sahur menünüzde yer almalıdır.

İftarda ise hafif iftariyeliklerle başlangıç yapılabilir. Örneğin; peynir, zeytin, kuru domates, ceviz gibi çiğ kuruyemişler, kuru kayısı, hurma gibi kuru meyveler. Devamında besleyici bir çorba tüketilerek bir süre ara verilmelidir. Ana ve yardımcı yemekler gayet hafif olmalı ve çok tuzlu, baharatlı ve yağlı olmamalıdır. Yeşil sebzeleri yoğunlukla barındıran bir salata, günlük ihtiyacı karşılamak için gerekli olan protein kaynakları iftar menüsünde mutlaka olmalıdır.

İftar sonrasında en az bir ara öğün yapılmalıdır. Bağışıklığa destek sağlayacak antioksidanlar içeren meyveler, sağlıklı yağlar içeren yağlı tohumlarla birlikte bir ara öğün yapılabilir. Haftada 1-2 gün hafif bir sütlü veya meyveli tatlı tercih edilebilir. İftardan sonra sindirim sisteminin rahatlamasına destek olacak bitki çayları içilebilir.

Son olarak en önemli olan günlük su ihtiyacı doğru zamanlarda ve miktarda içilerek karşılanmalıdır.”

Sağlık Durumu Elverişli Olmayanlar Dikkat Etmeli!

Oruç ibadetine sağlıklı bir şekilde devam edebilmek için dikkat edilmesi gereken konulara da yer veren Dyt. Aksoy, “Oruç ibadeti yerine getirilirken sağlığı olumsuz etkileyecek durumlarda ara verilmeli ya da sağlık durumu elverişli olmayan bireyler oruç tutmakta ısrar etmemelidir.” diye kaydetti.

Akut veya kronik hastalıklar durumunda insanlara oruç ibadeti muaf sayılırken bazı bireylerin yine de oruç tutmayı isteyebildiğini ifade eden Dyt. İrem Aksoy, “Bu durumda sağlık takiplerini yapan hekimlerin ve diyetisyenlerin önerilerine uyarak hareket etmeleri gerekmektedir. Oruç tutması riskli olanlar arasında en başta diyabet hastaları, hipoglisemi atakları yaşayan bireyler, hamileler ve emziren anneler gelmektedir.” dedi.

Yayın Etiketleri

Okuyucu Görüşleri

Yorum Ekleyin

E-posta adresiniz paylaşılmayacaktır.Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.



Sohbeti Başlat!
Mesajlarınızı bekliyoruz...
Ostim Radyo Whatsapp Hattı
Merhaba,

Mesajlarınızı bekliyoruz...